Durmuş Görmez

Yazar Arşivi

Özürlülere Karşı Anlayış Özürlü Olmak

In Diğer, Yaşam on Kasım 12, 2008 at 12:47 am

Anlayış ve kültürlerin her bölgemizde farklı olduğu bu güzel ülkemizin, içten içe sıkıntı çeken insanlarıdır onlar. Vücutlarının herhangi bir uzvundaki özür nedeni ile yaşamları zorlaşan bu güzel insanlarımızın hayatlarını kolaylaştırmak için ne yaptınız ya da ne yapılmasını isterdiniz? Onların, sağlıklı insanların faydalandıkları her imkandan faydalanabilmesini sağlamak ya da sağlıklı insan gibi yaşam duygusunu hissettirmek için yeteri kadar düşünceye sahip miyiz?

Bu sorulara olumlu yanıt verebilmeyi isterdim fakat, millet olarak o kadar vurdumduymaz olmuşuz ki, bırakın yardımcı olabilmeyi, yardımcı olabilmek için yapılan hamleleri ti-ye alacak kadar gamsız olmuşuz. Malesef -acı ama gerçek- söz kalıbını en iyi yansıtan toplumsal bir sorunun içinde boğulmak üzereyiz.

Farkında olmak istemesek de, bir insanın sağlıklı olması demek ömr-ü billah o şekilde kalacağı anlamına gelmez. Allah esirgesin, her sağlıklı insanın başına gelebilme ihtimali olan durumlardır bunlar. Hem gelmese ya da böyle bir ihtimal olmasa ne olur ki? Bu bizim lakayıt davranmamızı gerektirmez sanırım.  Gerek genel insani değerler, gerekse Dinimiz İslam, insanlara karşı merhametli olmamız gerektiğini anlatmaz mı bize? Bir insanın kalbini kırmakla, Beytullahı yıkmayı eşdeğer gören Yüce Dinimiz, en kötü şeylerden biri olarak insanların özürleriyle ve kusurlarıyla alay etmek olduğunu söylemiyor mu bize? Peki bu vurdumduymazlık ve bananecilik neden o zaman?

Yazının devamını oku »

Reklamlar

Gel de Yazma – Milli Rehavet & Milli Sefalet

In Diğer, Yaşam on Kasım 11, 2008 at 11:37 pm

O kadar ilginç bir milliyetçilik anlayışımız var ki, akıllara durgunluk verecek cinsten. Bir yandan vatan millet naraları atarken diğer taraftan yetim hakkı yemeyi mübah görür haldeyiz. Kendi cüzdanımızın derdinden, gariban gözetmekten yoksun bir ruh hali ile etrafımızı umursamaz olduk da farkında değiliz. Belki de farkındayız ama işimize gelmiyor demek daha doğru olur. Büyüklerimizin ellerinden öpemez olduk. Çünkü neredeyse, ne eli öpülecek büyük kaldı ne de el öpecek küçük !!! Konuyu çok dağıtmadan bu nacizane sitem dolu kelimelerimin arkasında yatan esbab-ı mucibeye geçmek istiyorum.

Günlerden birgün, milli takımımız bir maça çıkacaktır ve Futbol Federasyonumuz, maça çıkacak futbolcularımızın milli duygularını takviye etmek için kendilerine bir jeep sözü verir. Hem de 4*4 olanından. Başımızın üzerinde taşıdığımız milli gururumuz olan bu muhterem arkadaşlar verilecek olan jeepi beğenmezler. Çünkü vadedilen jeep, gerek motor hacmi, gerekse beygir gücü açısından milli duyguları takviye edebilecek kadar güçlü değildir. Yazının devamını oku »

İlk Türk Tipi Uçak & Vecihi Hürkuş

In Yaşam on Ekim 26, 2008 at 10:38 am

Türk Havacılığı’nın kurulması dünya havacılığı ile hemen hemen aynı zamanlara denk geliyor. Türkiye’nin uçak düşüren ilk tayyarecisi ünvanına sahip olan Vecihi Hürkuş 1924’de Yunan uçaklarından ele geçen motorlardan ilk Türk tipi uçağı yaptı. 1930’da 2. tip uçağını yapan Hürkuş, 1954’de ise Hürkuş Havayolları’nı faaliyete geçirdi.

Vecihi Hürkuş, İstanbul, Arnavutköy Akıntıburnu’ndaki yalıda 6 Ocak 1896 (1311) tarihinde doğdu. Babası İstanbul’lu bir aileden Gümrük Müfettişi Faham Bey, annesi Vidin’de doğmuş, üç yaşında İstanbul’a gelmiş Zeliha Niyir Hanım’dır. Üç yaşında iken babası ölmüş. Yazının devamını oku »

Taş (Mücevher) Tüccarı & İslam Düşmanlığı

In Sinema on Ekim 26, 2008 at 10:08 am

“The Stone Merchant”, yani “Taş ( “Mücevher”) Tüccarı”.  Harvey Keitel, 2005 yılının ilkbaharındaki 24’üncü İstanbul Uluslararası Altın Lale Film Festivali’ne geldiğinde, sinema medyasında, onun bu festivalde bir “onur ödülü” aldıktan hemen sonra Kapadokya’ya geçerek, orada çekilen bir Avrupa filminde “Müslüman bir derviş”i canlandıracağına dair iki-üç cümlelik kısa haberler çıkmıştı. Yönetmenliğini İtalyan sinemacı Renzo Martinelli’nin üstlendiği, başrollerinde ise Harvey Keitel’in yanısıra F. Murray Abraham, Jane March ve Jordi Mollà’nin yer aldığı, orijinal İtalyanca adı “Il Mercante di Pietre” olan “Taş Tüccarı”, hiç abartmıyorum, bütün bir sinemaseverlik hayatım boyunca izlediğim en ırkçı ve de “en İslâm düşmanı film” olarak hatıralar galerime kazındı.

Corrado Calabrò adlı -İslâm’a yönelik hastalıklı bakış açısından, “faşist” olduğu açıkça belli- bir İtalyan yazarın aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanan “Taş Tüccarı”, öyle dolaylı cümlelerin ya da imajların ardına sığınarak falan değil, doğrudan ve bodoslama bir biçimde “İslâm demek, terörizm demektir” tezini savunuyor. Hem de ilk karesinden son karesine kadar, hiç bir geri adım atmaksızın, en küçük bir siyasal ya da ahlâkî dengeleme çabasına girişmeksizin, kahramanlarının diyalogları ve anlattığı öykünün genel çerçevesiyle 107 dakika boyunca inatla tekrarlıyor bu tezini… Yazının devamını oku »

İlk Türk Uzay Aracı İçin Atılan Manşetler

In Mizah-Eğlence on Ekim 23, 2008 at 7:06 pm

Yıl 2040. “Uzaydam”(Uzay adamı) ismi verilen ilk Türk uzay adamımız ve Uzaydın (uzay kadını) denilen ilk uzay kadınımız nihayet uzaya çıktı. Büyük sevinç yaşatan bu tarihi olayla ilgili olarak atılan gazete manşetleri şöyle:

Mizah… Mizah…

Taraf – Militarizme karşı demokrasinin zaferi

Sabah – Uzay aracının sponsoru Çalık grubu

Yeni Çağ – Zihniyet ülkücü değilse uzaya çıkmanın anlamı ne? Yazının devamını oku »

PES 2009 Analizi

In Oyun on Ekim 23, 2008 at 6:15 pm

Pro Evolution Soccer 2009, yani namı diğer PES 2009…. Konami firmasının yeni piyasaya sürdüğü bu seri hakkında ilk izlenimlerimi yazmak istiyorum.

Oyun, 2008 serisine göre grafik açısından, iç karartan koyu menü renklerinden ve bilgisayarı kasan grafiklerinden kurtulmuş. Menü cıvıl cıvıl olmuş, oyuna başladığınızda oyuncu, saha ve tribün (özellikle reklam tabelalarına bayıldım) grafiklerinin daha gerçekçi ve çekici olduğunu görüyoruz. Unutmadan belirteyim, PES 2009, 2008 sürümüne göre aynı konfigürasyonlu bir bilgisayarda daha yüksek çözünürlükte oynanabiliyor. Yani 2008 ‘i 800×600 High oynayabilen ben, 2009 ‘u 1280×768 High oynayabiliyorum. Hem kaliteli hem az yakıyor:))) Yazının devamını oku »

Temel DOS Bilgileri

In Bilgisayar on Ekim 23, 2008 at 4:57 pm

DIR: Dos un en önemli komutudur.İçinde bulunulan dizindeki tüm dizin ve dosyaları gösterir. Örnek C:\WINDOWS>DIR
DIR/S: İçinde olduğumuz dizinde iç dizinlerde dahil olmak üzere istenilen dosyayı arar C:\>DIR/S OKU.TXT
DIR/P: İçinde olduğumuz dizinde dosya ve dizinleri sayfalar halinde listeler. İstenilen bir sayfaya sığmaz ise bir tuşa basılınca devam eder. Öbür sayfaya geçer.
Yazının devamını oku »

Registry Ayarları

In Bilgisayar on Ekim 23, 2008 at 4:50 pm

Registry Yapısı

(Bu bölüm çeşitli kaynaklardan alınan bilgilerden derlenmiş olup, registry ayarlarında değişiklik yapmadan önce herhangi bir olumsuzluk olabilme ihtimaline karşı “sistem geri yükleme noktası” oluşturmanız tavsiye olunur. Aksi takdirde sorumluluk bize ait değildir. Yapacağınız değişikliklerde çok dikkat etmelisiniz.)


Registiri biribirini izleyen bir yapıya sahiptir örenğin bilgisayardaki doya dizinleriniz gibi. Her basamağa  Key denir. Key diğer bir key de içerebilir tabi aynı zamanda Value (Değer) de içerebilir. Her value (değer) veri tabanında gerçek bir değer (Valuedata) taşımaktadır. Values değerler şunlardan oluşur: String, Binary, ve DWORD – bunları kullanmak içeriğe bağlıdır.

6 ana bölüm vardır. Bunların hepsinin amaçları farklıdır: Yazının devamını oku »

GS-TS Maç Analizi

In Spor on Ekim 20, 2008 at 12:20 pm

Haftaya lider giren Trabzonspor, dün oynanan maça hızlı başlamasına rağmen, oynadığı futbola göre çok farklı bir sonuçla sahadan ayrıldı. Önce Arda’nın ortasının gol olması, sonra Servet’in eline çarpıp kaleye giden golden sonra baskılarını arttıran Trabzonspor, kalesinde gördüğü kontraataklardan birinde, maçın en güzel ve mantıklı golünü kalesinde gördü. Üstüste duvar pasları ile altıpasa giren Lincoln şık bir gol kaydederek maçın skorunu belirledi. Yazının devamını oku »