Durmuş Görmez

Archive for Kasım 2008|Monthly archive page

Kur’an’ın Dört Temel Terimi

In Din, Kitap, Yaşam on Kasım 18, 2008 at 9:21 am

Bu yazımı din, kitap ve yaşam kategorisine de ekliyorum çünkü yaşamımızıda yakından ilgilendiren bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitap kulübümüzün internet sitesinde yaptığım yorumları okumak için http://iqrakitap.wordpress.com/2008/11/10/kuranin-dort-temel-terimi/#comments linkine tıklayabilirsiniz.

Ben şimdi kitabı okurken dikkatimi çeken altını çizmek istediğim cümleleri aktarmak istiyorum yeni bir yazımda görüşmek üzere hayırlı günler diliyorum : Yazının devamını oku »

Yürek Devleti

In Din, Kitap on Kasım 14, 2008 at 12:35 pm

Geçen haftadan itibaren arkadaşlarımızla bir kitap okuma seferberliği başlattık. Haftada bir kitap okumayı planlaıyoruz inşallah. Ben bu hafta Mustafa İslamoğlu’nun Yürek Devleti isimli kitabını okudum.

İslamoğlu kitabında insanın evrendeki yerini, eşrefiyyetini anlatıp buna bağlı olarak “bagy” taşkınlık, mücadele, mücahede, ilim, irfan, takva gibi kavramları açıkladıktan sonra insanın çektiği varlık sancısını ve “ben kimim? Neden varım?” gibi soruların çözüm yolunu göstermiş. Kitap, Tesbih ve Silah kurbanlarını ve neden bu kurbanların ortaya çıktığına değinip, İslamın vazgeçilmezlerinden denge ve sevgi kavramlarıyla kitabını noktalamış.

Kitap genel itibariyle ilgimi çekti. Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. İnsanın kafasına takılabilecek sorulara mantık çerçevesinde ve ikna edici cevaplar veriyor. Muhakkak kitap daha başka sorularada cevap veriyor fakat  aşağıdaki soruların cevaplarını merak ediyorsanız bu kitabı okumalısınız?

İnsanın evren içindeki konumu nedir? “Bagy” taşkınlık Nedir?
İnsan Allah’ın kölesi midir, kulu mudur? Bu ikisinin farkı nedir?
“Ben kimim? Niçin varım? Nereden gelip, nereye gidiyorum?” gibi soruların cevabı nedir? Yazının devamını oku »

ATIŞ

In Mizah-Eğlence on Kasım 12, 2008 at 5:02 pm

yalanciArkadaşları arasında, olayları biraz fazlaca abartmasıyla meşhurdu. İşyerindeki çay sohbetlerinde, bazen abartmanın dozunu kaçırırdı. Bu sebepten, espri olsun diye, dinlendikleri odanın girişine “Avcılık ve Atıcılık Kulübü” diye levha bile asmışlardı.
Kamil aslında iyi bir insandı. Ama atışlarının haddi hesabı yoktu. Bir seferinde İstanbul’a arabasıyla gidişini şöyle anlattı:
-“İstanbul’a gitmek için gece vakti yola çıktım. Yorgunluktan uykum geldi. Birde baktım ki sıfır kilometre araçları taşıyan iki katlı TIR boş bir şekilde önümde gidiyor.Hemen arkadan sellektör yaptım. TIR şoförüne, arkaya bineyim mi, diye işaret ettim. TIR şoförü de dörtlüleri yaktı. Bana ,tamam bin, demek istedi.Bende TIR’ın arkasına yaklaştım. Arka kasasına çıktım. Taa İstanbul’a kadar kasada gittim.Uykumu aldım. İstanbul’a yaklaştığımda arka kasadan aşağıya inip yoluma devam ettim.”
Herkes birbirine baktı. Ali: Yazının devamını oku »

Özürlülere Karşı Anlayış Özürlü Olmak

In Diğer, Yaşam on Kasım 12, 2008 at 12:47 am

Anlayış ve kültürlerin her bölgemizde farklı olduğu bu güzel ülkemizin, içten içe sıkıntı çeken insanlarıdır onlar. Vücutlarının herhangi bir uzvundaki özür nedeni ile yaşamları zorlaşan bu güzel insanlarımızın hayatlarını kolaylaştırmak için ne yaptınız ya da ne yapılmasını isterdiniz? Onların, sağlıklı insanların faydalandıkları her imkandan faydalanabilmesini sağlamak ya da sağlıklı insan gibi yaşam duygusunu hissettirmek için yeteri kadar düşünceye sahip miyiz?

Bu sorulara olumlu yanıt verebilmeyi isterdim fakat, millet olarak o kadar vurdumduymaz olmuşuz ki, bırakın yardımcı olabilmeyi, yardımcı olabilmek için yapılan hamleleri ti-ye alacak kadar gamsız olmuşuz. Malesef -acı ama gerçek- söz kalıbını en iyi yansıtan toplumsal bir sorunun içinde boğulmak üzereyiz.

Farkında olmak istemesek de, bir insanın sağlıklı olması demek ömr-ü billah o şekilde kalacağı anlamına gelmez. Allah esirgesin, her sağlıklı insanın başına gelebilme ihtimali olan durumlardır bunlar. Hem gelmese ya da böyle bir ihtimal olmasa ne olur ki? Bu bizim lakayıt davranmamızı gerektirmez sanırım.  Gerek genel insani değerler, gerekse Dinimiz İslam, insanlara karşı merhametli olmamız gerektiğini anlatmaz mı bize? Bir insanın kalbini kırmakla, Beytullahı yıkmayı eşdeğer gören Yüce Dinimiz, en kötü şeylerden biri olarak insanların özürleriyle ve kusurlarıyla alay etmek olduğunu söylemiyor mu bize? Peki bu vurdumduymazlık ve bananecilik neden o zaman?

Yazının devamını oku »

Gel de Yazma – Milli Rehavet & Milli Sefalet

In Diğer, Yaşam on Kasım 11, 2008 at 11:37 pm

O kadar ilginç bir milliyetçilik anlayışımız var ki, akıllara durgunluk verecek cinsten. Bir yandan vatan millet naraları atarken diğer taraftan yetim hakkı yemeyi mübah görür haldeyiz. Kendi cüzdanımızın derdinden, gariban gözetmekten yoksun bir ruh hali ile etrafımızı umursamaz olduk da farkında değiliz. Belki de farkındayız ama işimize gelmiyor demek daha doğru olur. Büyüklerimizin ellerinden öpemez olduk. Çünkü neredeyse, ne eli öpülecek büyük kaldı ne de el öpecek küçük !!! Konuyu çok dağıtmadan bu nacizane sitem dolu kelimelerimin arkasında yatan esbab-ı mucibeye geçmek istiyorum.

Günlerden birgün, milli takımımız bir maça çıkacaktır ve Futbol Federasyonumuz, maça çıkacak futbolcularımızın milli duygularını takviye etmek için kendilerine bir jeep sözü verir. Hem de 4*4 olanından. Başımızın üzerinde taşıdığımız milli gururumuz olan bu muhterem arkadaşlar verilecek olan jeepi beğenmezler. Çünkü vadedilen jeep, gerek motor hacmi, gerekse beygir gücü açısından milli duyguları takviye edebilecek kadar güçlü değildir. Yazının devamını oku »

Bayandan Teknik Direktör Olursa. . .

In Mizah-Eğlence on Kasım 11, 2008 at 12:28 pm

Uzun zaman önce bir mail almıştım bu konu ile ilgili. O zamandan beri internette bir daha rastlamamıştım.  Google dan arayıp buldum ve sizinle paylaşmak istedim. Yazan sanırım artık anonim. Yazan arkadaşın ellerine sağlık. Metni olduğu gibi alıyorum:

* Aloo… Başkanım, çarşıda bayram ucuzluğu varmış da, bu sabahki idmanı iptal etsek…

*Ay şekerim, sürekli 3-5-2 sürekli 3-5-2… Sıkıldım valla! Bu sefer takımı sahaya 10 kişi çıkarıp 4-3-2 oynatacağım. Maçın havası değişsin ayol! Yazının devamını oku »

Mustafa ve akıllı Can Dündar

In Sinema, Yaşam on Kasım 7, 2008 at 8:17 am

Geçen gün son günlerin flaş filmlerinden Mustafa’yı seyrettim. Medyada ve insanlarımız arasında bir takım tepkilere neden oldu. Takip ettiğim kadarıyla Atatürk’ü son yıllarında ne yapacağını bilmeyen aciz bir adam ve din düşmanı gibi göstermesi konularında eleştiriler yoğunlaşıyor. Bu eleştirilere iki yönlü yaklaşılabilir. Dinini yaşamaya çalışan insanlar olur mu canım Atatürk de dindardı kendi emellerine ulaşmak için dini kullanmadı derken, dinle pek alakası olmayan insanlarda evet Atatürk kendi emellerine ulaşmak için dini kullandı ne var bunda diyebilir. Filmde Atatürk Milli Mücadelenin ilk yıllarında pek taraftar bulamayınca, Meclisin açılışını 20 Nisandan 23 Nisan Cumaya alıyor ve Meclisin açılışı dualarla Cuma namazından sonra yapılıyor. Atatürk böylece halkın gönlünü fethetmiş oluyor ve kendi hakkında çıkan dinsiz söylentilerine cevap veriyor.  Yazının devamını oku »