Durmuş Görmez

“AKP ve Fethullah Gülen’i bitirme planı”

In Siyaset, Yaşam on Kasım 3, 2009 at 7:11 am

Taraf gazetesinin ortaya attığı “AKP ve Gülen’i Bitirme Planı’’ yani ‘’İrticayla Mücadele Eylem Planı” basına sızınca olayın doğruluğundan, cunta oluşumundan ziyade niye belli basına sızdırıldı, niye bugün çıktı konusu gündemde. Aynen Nasreddin Hoca hikayesinde olduğu gibi. Malum Nasreddin Hocanın evine hırsız girince komşular, Hocayı suçlar… Hoca hırsızın hiç mi suçu yok diye çıkışır.

Türkiye’nin jeostratejisi düşünüldüğünde ordu mensuplarının bırakın ‘’cunta tartışmalarını’’ uykularının kaçması lazım. Hudut birliğinde askerliğimi yaptığım süre zarfında gece uyuduğumu hatırlamıyorum. İç siyasetle uğraşmak ordumuzu yıpratıyor, güvenirliliğine zarar veriyor. Günlük her türlü tartışmaların dışında kalmalarını bizzat kendilerinin talep etmeleri gerekir. Millet olarak ordumuza olağanüstü değer veririz. Hatta köylerimizde askere gitmeyene kız vermezlerdi… Bir gün gelecek ordu iç siyaset tartışmalarını bırakacak ama dilerim iş işten geçmiş olmasın.

Sosyal bilimlerde gelişme yavaş olur. Öyle saplantı içerisinde olanlarımız var ki; bırak yavaş hareket etmeyi milim yerlerinden oynamıyorlar. Bizdeki gelişmeler yani modernleşme hep asker eliyle olmuştur. Bu da haliyle ordu’yu ön plana çıkartmıştır. Cumhuriyetle halkı ön plana geçirmemiz gerekmezmiydi. İşte Türkiye bu sancıları yaşıyor. İrticanın bir manası da geriye dönüş ise, Osmanlıdaki darbeleri devam ettirmemiz irtica değil mi? Atatürk’ün de görüşü Askerler siyasetle uğraşmasınlar şeklinde değil mi?

Mevcut tehdit algılamasına göre ‘’ irtica ve bölücülük ‘’ at başı gidiyor. İrtica deyince mütedeyyin kitleyi, bölücülük deyince anarşiyle ilgisi olmayan doğu ve güneydoğudaki vatandaşlarımızı karşımıza alıyoruz. İrtica ve bölücülük peşinde koşanlar yok mu? var. Hangi devlet milletinin değerlerini tehlike olarak görür. Böylece yok yere enerjimizi harcıyoruz. Bu da bana eski başbakanlardan birinin ‘’Keban barajından üretilen enerji fazla gelir, enerjinin bir kısmını toprağa vermek zorunda kalırız’’ sözünü hatırlatıyor.

Kurumların, cemiyetlerin asıl vazifesi dışında ki işlerle uğraşmaları beni hep endişeye sevk etmiştir. İşte ‘’Ergenekon davası’’. ’İrticayla Mücadele Eylem Planı” aynen domuz gribi gibidir. Nasıl ki daha şimdiden gribin maddi ve manevi zararları görülmüşse bu komplo planının da zararlarını görmek için müneccim olmaya gerek yok.

Çocuklarıma arkasını göremediğiniz oluşumların içinde olmamalarını uyardığımda- baba amma da korkuyorsun diye tepki gösterirlerdi. Korku devleti haline geldik, komplolar havada uçuşuyor. Olanlara bakınca Şuuyu vukuundan beter (dedikodusu gerçeğinden beter) demekten kendimi alamıyorum.

Ülkenin problemleri arttığı anlarda öğretmen Saim Karasioğlu ve Şair Bekir Balaban isimli arkadaşlarım Kayseri-Argıncık semtindeki demiryolu kenarındaki çayırlığa giderek memleketin içinde bulunduğu durumu hasbihal eder, hatta üzüntüleri göz yaşlarına yansırdı. İyice ağladık hırsımız geçti derlerdi. Bu ülkenin insanları aşk derecesinde bu ülkeyi ve kurumlarını seviyorlar. Lütfen idarecilerinde buna layık olmaları gerekmez mi? Türk Tarih Kurumu eski başkanının bir sözü var. Türkiye’nin en önemli meselelerinden biride, İdarecilerin liyakat meselesidir. (Liyakat; layık olma durumu, yeterlilik…)

İran-Irak savaşının uzun sürmesinin sebeplerinden biri de o ülkelerin ordularının yıpranması değil mi? Orduyu bizim yıpratmaya hakkımız yok, askerlerinde kurumlarını yıpratacak davranışlardan özenle kaçınması gerekir. Velev ki demokrasi kazaya uğradı. Bunun telafisi var, su akar yolunu bulur. Ama ülke bölünürse kazası yok.1980 öncesi sağ, sol çatışması vardı. Belirli caddeler bile ikiye bölünmüştü dersek siz sokakların akibetini anlayın. Şükür bunlar geride kaldı. Birçok kişi nerede yanlış yaptığını sorguladı, Allah bir daha o günleri göstermesin diye dua etti. Bunun gibi birçok olay geride kaldı. Ama ülke bölünürse hiçbir pişmanlık fayda etmez. Bu işin dönüşü yok aklımızı başımıza alalım. Milletin değerlerini tehdit diye göstermeyelim. Yani namazın kazası var ama ülkenin kazası yok.

1960 İhtilalinin kudretli albayı Alpaslan Türkeş’e durum iyi gitmiyor, bir daha darbeye ihtiyaç var diyenleri en kötü demokrasi en iyi ihtilalden iyidir, darbecilik meslek olamaz diye azarlamıştır. 22 Şubat, 21 Mayıs teşebbüslerinde de Türkeş’in olmadığı görülmüştür.

İzmir-Alsancak’da bir büroya iş için giden gençlere bir kutu boncuk, bir de makarayı on lira veriyorlar. Boncuğu ipe diz yirmi liraya bize sat diyorlar. Boncuk ipe dizilip götürüldüğünde büronun yerinde yeller esiyor. Aman birbirimize boncuk dizdirmeyelim.

Bu plan Ak parti ve F. Gülen’den çok ülkeyi bitiriyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: