Durmuş Görmez

Azerbaycan Üzerine Oynanan Büyük Oyun

In Çeviriler, Siyaset on Aralık 29, 2009 at 2:19 pm

Orta Asya politikasında ” Büyük Oyun ” denilince İngiltere ve Rusyanın 1814′den 1907′ye kadar bçlgeye hakim olma mücadelesi anlaşılmaktadır. Büyük Oyun hakkında sayısız akademik ve diğer yayınların yanısıra tuhaf teoriler de bulunmaktadır. Bölgedeki tansiyonu yükseltmek maksadıyla asılsız teorilerde üretilmiştir. Büyük Oyunun son hali 1989′da SSCB’nin fiilen dağılmasından sonra gündeme alınmıştır.

Büyük Oyunun son hali Kafkasya bölgesinide içine alarak İngiltere ve Rusya’nın haricinde bir kaç aktörü daha planın parçası haline getirmiştir. Bölgede asıl oyun Azerbaycan üzerine oynanmaktadır. İslami hareket bu durumda ya 1979′da İran’daki Şah devrimine cesurca karşı geldiği gibi davranacak ya da belli dogmaların altında ezilecektir. Bu bakımdan mevcut durumda Azerbaycan’da yaşanan kritik olayları ve anahtar oyuncunun kim olduğunu anlamak önemlidir.

Mevcut ülkelerin Azerbaycan politikasını analiz etmeden önce Azerbaycanın tarihsel yapısı göz önüne alınmalıdır. Tarihsel açıdan baktığımızda  günümüz Azerbaycan toprakları üzerinde Azerbaycan diye bir ülke bulunmamıştır. Bu bölge bir imparatorluğun geniş bir parçasıydı. Genel itibariyle bu iddia tutarlı bulunmamaktadır çünkü Azerbaycan tarihi işgalci güçler ve feodal güçler tarafından yazılmıştır. Yine de reddedilmeyecek gerçekler bulunmaktadır. Bölgedeki yerli Kafkas kabileleri ile kaynaşan ve İslam dinini seçen fakat Osmanlı hilafetine bağlanmayan Türkler 500 yıldan daha uzun süreden beri Azerbaycan’da yaşamaktadırlar. Sünni akıma bağlanmak yerine, Hicaz ve Irak’da işkence görerek Azerbaycan’a göç eden Şia mektebine bağlı gruplardan etkilenerek Şia mezhebini seçmişlerdir. Bu durum Azerileri Osmanlı’dan uzaklaştırırken İran Safavi devletine yakınlaştırmıştır. Günümüzde Türkiye’nin NATO üyesi olmasının da etkisiyle Azeriler Ruslar’a yakın politika izliyorlar. NATO İran’da yaşayan Azerileri İran’a karşı bir koz olarak kullanmaktadır.

Azerbaycan : Geçiş Yolu

SSBC’nin çöküşü Azerbaycan’da 1988’de yaşanan olaylarla başladı. 27 Şubat 1988’de Sumgait şehrinde Azeriler ve Ermeniler arasında sokak kavgaları başladı. İki halk arasındaki düşmanlık 1900’lere dayanmaktadır. 1921 yılında Azerbaycan’da yaşayan Ermenilerinde Kızıl Orduya desteğiyle işgal etmiş ve  SSCB Azerbaycan’ı topraklarına katmıştır.  1988’de yaşanan kargaşanın ana sebebi Ermenilerin Azeri bölgesi olan Karabağa bağımsızlık verilmesi veya Ermenistana bağlanması amacıyla Moskova’da yaptıkları gösteridir. Karabağda yaşayan 1 milyon nufusun sadece 200.000 i Ermenidir. Ermeni komünist hareketi taleplerinin yerine getirilmesi amacıyla Rusya’daki rejime baskı yapmışlardır. Bu SSCB için büyük bir tehlikeydi, çünkü farklı etnik kimliklerden oluşan devletlerde milliyetçilik akımı başgösterirse o ülkenin parçalanması kaçınılmazdır.

1988 ve 1990 yılları arasında Sumgait şehrindeki olaylar ve Karabağ’daki düşük yoğunluklu savaş Azerbaycan’ı zora soktu. Koministler tarafından Azerbaycan’a atanan lider Sumgait şehrindeki olayları yatıştırdı. Azeriler Karabağdaki kayıpları azaltmak amacıyla Moskova tarafından atatnan yetkiliden somut adımlar atmasını talep ettiler. Fakat çoğu eski KGB ajanı olan liderler tutarlı bir devlet politikası oluşturacak kapasiteden yoksundular. Bu durum KGB generalliği görevinden azledilen Haydar Aliyev’in eski gücüne yeniden kavuşması için bir fırsattı. Moskova tarafından atanan Aliyev Azerbaycan’ı 1962’den 1982’ye kadar yönetti. Mihail Gorbaçov  1986 yılında tekstil endüstrisinde büyük miktarlarda yolsuzluk yapan Aliyev’i görevden alıp Moskova’da ev hapsine mahkum etti. Gorbaçov iktidarda olduğu sırada çıkan Sumgait olaylarındaki karışıklıkları Aliyev kendi lehine bir fırsat olarak çevirmiştir. Aliyev KGB’de birlikte çalıştığı  Ermeni meslektaşıyla temasa geçip ona toprak vaadinde bulundu. Aliyev tarafından atanan ve Aliyev’e bağlılıklarını devam ettiren Bakü’deki bürokratlar Aliyev’in planının birer uygulayıcısıydılar. Ulusalcı komünist Ermenilerle  Aliyev arasında Karabağ’daki çatışmaları artırmak konusundaki işbirliği Ocak 1990’da Sovyet birliklerinin Bakü’ye girmesine neden oldu. Bu olay KGB şefi V.A. Chudin tarafından KGB üst yönetimine sunulan 27 Ocak 1990 tarihli çok gizli raporda yer alıp, Muhalif Azeri İstihbarat Subayı Faik Rahimov tarafından 1999’da basına sızdırıldı.

SSCB’nin çöküşüyle birlikte Azerbaycan Cumhuriyeti kuruldu. Akabinde Karabağ’da artan savaşa karşı Azeri toplumunda birlik ve beraberlik söz konusu değildi. Bu durumda halkı seferber edecek fikirlere ihtiyaç duyuldu. 70 seneden fazla süren ve tüm dini değerlere karşı olan komünist rejim, İslam’ı toplumun sorunlarına bir çözüm olarak görmedi. Milliyetçilik akımı halkı harekete geçiren bir unsur oldu. Milliyetçilik akımı iki gruptan oluşmaktaydı. Gruplardan biri eski KGB Arapça tercümanı Ebulfeyz Elçibey’in önderliğini yaptı muhafazakar halkçı hareket (PF) idi. Elçibey 1988 yıllarında bağımsızlık hareketinin lideri olarak Moskova tarafından desteklenmişti. Diğer grup ise bir çoğu Karabağ’da çarpışan ve kendine bu davaya adayan fakat tecrübesiz gençlerden oluşmaktaydı. Bu iki grup arasındaki çekişmeden yararlanan Aliyev, Elçibey yönetiminin çökmesine ve Bakü’de kaos ortamının hakim olmasına sebep olmuştur. Eliçibey yönetiminin davetiyle Bakü’ye gelen Aliyev ivedilikle diğer gruba tek alternatif olarak sunuldu.

1993 yazında Aliyev askeri grupların da ( bahsedilen ikinci grup) desteğini alarak Ermenilerin Karabağ’dan çıkartılması koşulu ile başkan seçilmiştir. 1994 yılı sonbahar başlarında OMON adıyla bilinen Azerbaycan Özel Kuvvetleri, Afgan gönüllülerle birlikte meşhur Fizuli saldırısı sonucunda kaybedilen toprakların bir kısmını geri aldılar fakat Aliyev tarafından durduruldular. Aliyev Bişkek’de ateşkes imzalamış ve bir milyon mülteci ile berarber Azeri topraklarının %20’sini Ermenilere bırakmıştır. Bu olay günümüzde de hala sorun teşkil etmektedir. Aliyev Ermenilerle olan görüşmeleri sonuçlandırır sonuçlandırmaz Azerbaycan içindeki potansiyel rakiplerini safdışı bırakmaya yöneldi.  1995 yazından itibaren 1988-1994 arasında oluşan yurtsever Azeri kuvvetler Aliyev tarafından öldürülmüş, hapsedilmiş veya sürgüne gönderilmiştir ve Aliyev Geydar olan ismini Haydar olarak değiştirip hacca gitmiştir.

Azerbaycan diktatörlükle yönetilen Müslüman ülkelerle her alanda ilişkilerini geliştirmeye başladı. 1995-2003 yılları arası Aliyev’in ailesi Azerbaycan’daki tüm endüstrileri tekeline aldı ve oluşan olağanüstü fakirlik milyonları Rusya, Türkiye gibi ülkelerde işci olarak çalışmaya yöneltti. Batı yanlısı ve liberal-ulusalcı muhalefetin yetersizliği; yolsuzluğa, beceriksizliğe, aşırı işsizlik ve devlet zulmüne karşı hiçbir şey yapamadığından dolayı halkın desteğini tam olarak alamamışlardır. Aliyev 2003 yılında Cleveland (ABD) şehrinde öldü ve yerini oğlu İlham Aliyev’e miras olarak bıraktı.

İslami Uyanış

1990-1994 yılları arasında Azeri toplumunda Sovyet rejiminde yasaklanan meselelere karşı bir ilgi uyanmaya başladı ve bu meselelerin başında İslam gelmekteydi. 1998’den itibaren İslama karşı yoğun bir ilgi uyandı. İlk başlarda otoriteler İslami Uyanış’ı pek ciddiye almadılar çünkü eski komünist yöneticiler dinin gerici bir düşünce olduğunu ve halkı haklarını talep etme hususunda uyaramayacağını düşünüyorlardı. Buna rağmen 1999’daki ikinci Çeçen savaşı ve 1988-1994 yılları arasında İran’da askeri eğitim alam Azeri rejim muhaliflerinin de etkisiyle manzara değişmeye başladı. Rejim tarafından İslam’dan esinlenen potansiyel uyanışa karşı gelmek amacıyla anti-İran ulusal düşünceleri ve halk hareketi yıllarını canlandırma politikaları izlendi. Amerika ve Suudi Arabistan kaynaklı Vahabi akımının Azerbaycan’da kontrollü bir şekilde yayılmasının sağlanması da izlenen diğer bir politikaydı. Vahabi akımının ülkede yayılmasına izin verilmesinin ana sebebi, İslam’a yabancı olan ve İslam’ı yeni kabul etmiş olan halkın gözünde İslam’ın değerini düşürmek ve yükselen İran etkisine karşı koymaktı. Rejim 2001’den itibaren İslami uyanışa karşı El-Kaide sebebiyle oluşan kötü imajı kullandı. İslam Dünyası bir çatışma ortamına sürüklenirken, Azerbaycan’da kısmen de olsa karışıklıklar baş gösterdi.

Vahabi akımıyla beslenen terörizmle birlikte Azeri İslam toplumu Rejimin hedefi haline gelmiş ve camiler yıkılmaya başlanmıştır. Esas mesele rejimin bu sert müdahalelerine karşı İslam toplumunun nasıl tepki vereceği idi. Realitede İslam toplumu genel olarak sorunlarını sistem içinde çözmeye ve sisteme entegre olma konusunda kararlıdır. Tabii ki rejimle mücadele etmek isteyen gruplarda oldu. Rejime entegre olmak isteyen gruplara da destek verildi.

Yukarda bahse konu İslami grupların rejimin elinde oyuncak olduğu söylenemez, bu gruplar her an maniplasyona açık olup güvensizlik ve tereddüt içindeler. Bu gruplar, hedeflerine nasıl ulaşacaklarını ve hangi şartlarda hareket edeceklerini bilmemekteler. Rejim bu durumun tamamen farkında ve temel haklarıyla oynayarak bu grupları kontrol ediyor: bir süre baskı kurup, bir süre rahat bırakıyor. Bu strateji gerçekten işe yarıyor ve İslami gruplara, rejim sanki onların isteklerine göre hareket ediyor etkisi bırakıyor. Rejim yoksulluk ve sosyal yozlaşmaya karşı daha hassas hale gelirken, İslami grupları elinin tersiyle itiyor. Bu noktada Azerbaycan tahmin edilemeyen gerçeklere yol açacak bir iç savaş yaşayabilir. Bu durumun en iyimser sonucu İslami Hareketin daha etkin ve organize olma ihtimalidir. İrandaki devrimci islam hukukcuların arasında güçlü bir varlık sergileyen Azeri kökenlileri da dikkate alırsak, Azerbaycan’daki İslami Hareketin yükselişi an meselesidir.

Azeri toplumunda sosyo-politik ve ideolojik boşluklar bulunmaktadır. Batıcı ve ulusal muhalefet hareketinin somut sonuçlar olmadan gücünü devam ettirmesinden beri, bu boşluğu dolduracak gücün hesaba katılması gerekecektir. Rejim ve dış güçler bunun farkında olup hazırlıklarını yapmaktadırlar. Bu hazırlıklar radikal milliyetçileri ve sapkın mezhepleri destelemektir. İslami hareketin bu engelleri aşması, geniş kitlelerin İslami Hareketi rejimin devam eden zulmune karşı bir tepki olarak görmesine göre değişir. Eğer İslami hareket Azeri toplumuna kendisinin rejime karşı mücadele edebilecek tek güç olduğunu anlatabilirse, İran’da yakaladığı başarıyı yenileyecektir.

ÇEVİRİ METNİ

“The Great Game”, a classical concept in Central Asian politics commonly refers to rivalry between Russia and Britain for control of the region during the period 1814 to 1907. There are numerous academic and other publications on the great game; some even indulge in bizarre theories and myths. Such myths were often invented by rivals in order to fuel tension in the region. The modernized version of the great game began after the de-facto collapse of the Soviet Union in 1989.
Today’s great game encompasses the Caucasus region and has several players in it apart from Britain and Russia but its most important battleground is the Republic of Azerbaijan. It is here that the Islamic movement will either have to take a bold stand as it did in Iran in 1979 or be smothered under official dogma. To understand the crucial events unfolding in Azerbaijan a proper appreciation of the current situation and key players is, therefore, essential.

Before analyzing the existing state of affairs in Azerbaijan its historical background must be considered. Historically, Azerbaijan was never defined by the ethnic Azeris who inhabit as the territory today because modern Azerbaijan never existed in its current form. It was either much larger in size or part of an empire. This claim is commonly disputed because Azerbaijan’s history was often tailored to suit the needs of occupying powers or by the local ruling castes. However, there are certain facts that cannot be disputed. For more than 500 years, Azerbaijan has been inhabited by Turkic people who mixed with the ancient native Caucasian tribes and adopted Islam as their religion but not from the ruling Khilafat in Turkey. Instead, they adopted the Shia school of thought from persecuted people who migrated from the Hijaz and Iraq to Azerbaijan. It is these three peculiarities of the Azeris that aroused enmity of the Ottoman establishment during the rise of Safavid rule in Iran. Today, they are viewed with concern by the Russians because of the Azeris’ relations with Turkey — a NATO member-state. NATO is trying to exploit this to use the Azeri ethnic card against Islamic Iran that also has a substantial Azeri-Turkic population.

Azerbaijan: The process of transition

The Soviet Union’s collapse started with events in Azerbaijan in 1988. On February 27, 1988 street fighting erupted between ethnic Azeris and Armenians in the city of Sumgait. Animosity between the two communities goes back to the early 1900s. In 1921 Armenians living in Azerbaijan assisted the Red Army in taking over the country and forcibly incorporated it into the USSR. The primary reason for the 1988 riots was the motion proposed in Moscow by the Armenian Soviet Republic to grant the Azeri region of Karabakh independence or incorporate it into the Armenian Republic. Of the nearly million people living in Karabakh, only 200,000 are Armenian. The Armenian communist leadership began to pressure Russia, the real power wielders in the Soviet Union, to give in to Armenian demands. This was a death sentence for the USSR; if a country of hundreds of ethnicities publicly starts talking about nationalism it will tear itself apart.

Between 1988 and 1990, Azerbaijan was dominated by the outcome of events in Sumgait and low intensity war in Karabakh. The Communist appointed “leadership” of Azerbaijan was completely caught off guard by events in Sumgait. Azeris began demanding from the Moscow-appointed leadership concrete steps to prevent the loss of Karabakh. That “leadership”, however, consisted of corrupt bureaucrats whose primary job was to act as KGB informants so they lacked the imagination and competence to formulate a coherent state strategy. This was the opportunity for then deposed former KGB General Geidar Aliyev to return to power. Appointed by Moscow, Aliyev ruled Azerbaijan from 1962 to 1982. Mikhail Gorbachev fired him in 1986 for stealing large sums of money from Azerbaijan’s cotton industry and placed him under house arrest in Moscow.

Since Gorbachev was in power during the Sumgait riots, Aliyev exploited this turmoil to create new opportunities for himself. He contacted his former Armenian colleagues in the KGB and offered them a deal: land for power. The bureaucrats in Baku who were used to taking orders from their former boss Aliyev and many of whom owed their positions to him, intentionally and unintentionally became the executors of his strategy. Cooperation between the Armenian communist establishment which nurtured strong nationalist ideas and Aliyev in order to escalate the conflict in Karabakh led to the attack by Soviet troops on Baku in January 1990. This has since been confirmed by a top-secret report dated January 27, 1990 prepared by the KGB chief investigator V.A. Chudin for KGB bosses in Moscow, and leaked in 1999 by Faik Rahimov, a dissident Azeri intelligence officer.

The Soviet collapse led to the establishment of Azerbaijan Republic. Immediately a full-scale war erupted in Karabakh but Azeri society was in disarray. It was looking for ideas and ideals around which it could mobilize. More than seventy years of communist rule which had banned religion and created strong antipathy towards religious values had excluded Islam as a solution to the society’s problems. Nationalism became the vehicle around which people mobilized. The nationalist movement was made up of two camps. One was led by a radical-populist movement, the Popular Front (PF), whose head was the former KGB translator of Arabic, Abulfaz Elchibey. He was planted by Moscow long before 1988 as the leader of a “clandestine” independence movement. The second camp was composed of a new breed of inexperienced but dedicated people, mostly military commanders who were fighting in Karabakh. The clash between the PF and the military leaders was orchestrated by Aliyev leading to the collapse of the PF government’s credibility and resulting in chaos in Baku (The Daily Telegraph, UK. December 15, 2003). Aliyev was invited to Baku to assume power by the PF leadership that suddenly presented him as the only alternative to inexperienced “adventurists.”

Aliyev was elected president in the summer of 1993 with the support of military commanders on the condition that he let them repel Armenian extremists in Karabakh.  In early autumn of 1994 Azeri Special Forces known as OMON, along with Afghan volunteers managed to regain some ground in the famous “Fizuli Offensive”, but Aliyev suddenly halted it. He “negotiated” a cease-fire deal in Bishkek (Kyrgyzstan) that left 20 percent of Azeri territory under Armenian occupation plus a million refugees. This is still the case today. As soon as Aliyev concluded his deal on the Armenian front he turned to the elimination of his potential competitors in Azerbaijan. By the summer of 1995 all of Azeri patriotic forces formed between 1988 and 1994 were killed, imprisoned or exiled. Geidar Aliyev suddenly transformed himself into Heydar Aliyev and went for Hajj.

Azerbaijan joined the ranks of other Muslim countries ruled by brutal dictators and family interests. From 1995 to 2003 Aliyev’s family monopolized all industries in Azerbaijan and extreme poverty forced millions to become “guest workers” in Russia, Turkey and elsewhere. The inability of westoxicated and genuinely liberal-nationalist oriented opposition to do anything against corruption, incompetence, and excessive unemployment and state brutality, totally discouraged the population in supporting them. Aliyev died in a Cleveland (US) clinic in 2003 and left Azerbaijan as a perfectly polished trophy for his son Ilham.

Islamic revival

Between 1990 and 1994 Azeri society started to express interest in issues restricted during the Soviet era; Islam was one of the major topics. Serious interest, however, started in 1998. At first the authorities did not pay much attention to Islamic revival because ex-communist bureaucrats believed religion was something regressive and could not be used to mobilize a population to demand their rights. However, the picture started to change with the start of the second Chechen War in 1999 and movement by Azeri dissidents to Iran who were associated with the camp of military commanders that was formed between 1988 and 1994. One method used by the regime to counter a potential uprising inspired by Islamic principles was to revive anti-Iranian nationalist ideas and the rhetoric of Popular Front years. The other was the creation of controlled space for the operation of Wahhabi thought imported from US ally, Saudi Arabia. Permission for the Wahhabis to operate in Azerbaijan was mainly done to discredit Islam in the eyes of the people to whom Islam was something very new and alien and also to counter the growing Iranian influence. From 2001 onwards the regime used the excuse of al-Qaeda to further restrict Islamic revival. As the Muslim world turned into a battle zone, Azerbaijan also became embroiled, although to a much smaller degree.

From isolated terror plots by Wahhabi circles to bulldozing mosques by the regime, the Azeri Islamic community is becoming the target of regime’s repression. The fundamental question is what will be the community’s reaction to such brutal policies of the regime? Based on ground realities it seems the Islamic community in general has decided to “work within the system” and “change it from within.” There are of course groups that want to challenge the regime. Such groups, however, are being isolated by the regime with the help of movements that want to work within the system.

It does not mean that mainstream Islamic organizations are willing tools in the hands of the regime; they are simply too indecisive and lack confidence, hence open to manipulation. They are unable to formulate clear goals or what their objectives should be and how to achieve them. The regime fully understands this and controls Islamic organizations by playing with their basic rights: taking them away to exert pressure and after a while giving them back for appeasement. This strategy has worked so far because this gives the impression to the Islamic community that the regime is taking steps to satisfy their “demands.” However, as the regime becomes increasingly vulnerable due to massive poverty and social degradation, it is likely to overplay its hand and push the Islamic movement too far. At this point Azerbaijan may experience a short brutal civil war that will create a new and totally unexpected reality. The most likely result of this may be a much more active and organized Islamic movement. Taking into account the strong presence of ethnic Azeris among the most prominent revolutionary Islamic jurists in Iran, the rise of an Islamic movement in Azerbaijan is merely a matter of time.

There is a vast socio-political and ideological vacuum in society. Since westoxicated and nationalist opposition movements have been in power for a long time without any tangible results, it is logical to conclude that the force that will fill this vacuum will be different. The regime and its foreign patrons also realize this and are making preparations. These consist mainly of fostering radical nationalism and sectarianism through takfiri groups in Azerbaijan. How long it will take the Islamic movement to overcome such obstacles will depend on how the wider population views it in terms of its position vis-a-vis the regime’s ongoing oppression. If the Islamic movement manages to present itself to the broader Azeri society as the only force effectively standing up to the regime, it is likely repeat the success achieved by the Islamic movement in Iran.

ÇEVİRİ LİNKİ: http://www.crescent-online.net/background/1820-december-2009/2500-great-game-on-the-azerbaijan-chessboard.html

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: